Anlatmak İçin Önce Yazmalısın
"Evren atomlardan değil, hikayelerden oluşur."
Şair Muriel Rukeyser
Ve insan hikayesini anlatmadan önce yazmalıdır. İnsan böyle zanneder. Önce bir yazayım birkaç sayfa. Anlatmaya değer bir şeyler olsun. Sonra boy gösteririz piyasada. Halbuki kaçınılmaz olarak bir yandan hikayemizi yazarken, eş zamanlı olarak hikayemizi paylaşıyoruz. Hikayemiz başkalarının tanıklığında şekilleniyor. Başkalarının varlığıyla anlam kazanıyor. Anlatacak biri olmasa, anlatmaya değer ne kalır ki? İçinden anlamı çekip alsak, geriye hikaye kalır mı peki? Anlamı çekip aldığında geriye insan kalmıyor ki hikaye kalsın. Bir şeylere içgüdüsellikten bağımsız bir şekilde anlam atfedebilmek, duygu yükleyebilmek, düşünce üretebilmek zaten var oluşun "insan" versiyonuna yüklenmiş bir çip. İnsan, başlı başına bir anlam varlığıdır. Homo anlamicus.
...
Fotoğraf Bilecik Söğüt'ten. Dağcılık kulübümle kaya tırmanışı eğitimine katılmışım. Yine bir hikaye yazmalar, bir şeyler. Kendimi iyi hissettiğim yerle, doğayla ve bilhassa dağlarla ilişkimi derinleştirme arayışındayım. Anlamlı, değerli, doyurucu ve hatta insan olarak sınırlarımı zorlamam gereken bir bağın inşaası. Doğduğum ve aşina olduğum coğrafyadan mı kaynaklı bilmiyorum. Doğa koşullarının çok da şükela olmayanı daha çok cezbediyor. Herkese ve her şeye hükmeden "insan" kurgusundan uzaklaşıyorum. Daha samimi ve fıtri bulduğum, herkesle ve her şeyle birlikte var olan "insan" çizgisine yaklaşıyorum. İnsanın bazen, hatta belki de sık sık, doğanın kendisine had bildirmesine ihtiyacı var. Aksi takdirde hoyratlığımızın sınırlarının nerelere varabileceğini görüyoruz. Ben de doğanın bu boyun eğmeyen tavrını dağlarda görmekten hoşnutum. Zihnimde bu hali yüksek yamaçlarla, bulutlara değen doruklarla özdeşleştiriyorum. Bu hissi açık denizlerde, yerin kat be kat altında, uçsuz bucaksız ovalarda yaşayanlar da vardır. Ne güzelsin doğa! Senin yemiş veren ağacını da, yatağından taşan dereni de seviyorum.
...
Bilgisayarlarda olduğu gibi tekrar bir format atma ve yeniden başlama sürecindeyim. İnsan hayatında bilgisayarda olduğu gibi her şeyin sıfırlandığı bir durum yok tabii. İyi ki yok. İnsan hayatında, elenenler, heybede kalanlar, heybeye ilave edilecek olanlar var. Bu zorlandığım bir alan değil. Yeniden başlama konusunda iyiyimdir. Sürdürme konusu yumuşak karnım. Ama sanki eskisi kadar değil. Yaş aldıkça köşelerin yumuşuyor. Bu esneklik kabiliyeti açısından harika. Öte yandan gri alanların da azalıyor. Bu da berrak bir görüş için harika bir gelişme. Genellenebilir mi bilmiyorum. Belki benim için ve benim gibi olan bazıları için bu böyledir. Kendimi bildim bileli, halı altına süpüren değil; sorgulayan, kurcalayan biri olduğum için bu böyledir. Zaman içerisinde netlik kazanmışımdır. İddialaşacak değilim. Herkesin yoğurt yeyişi kendine. Bildiğim, şu sıralar yoğurt yeyişimden memnunum. Kendime karşı daha şefkatli, dış onaya daha az duyarlı, daha otantik ve daha sebatkâr. O zaman pupa yelken! Hikâyemi yazmaya ve anlatmaya. Kim ne der demeden? Olduğu haliyle dinlemeye değer olduğunu bilerek.
"Kendini yontmayı unutma," der Zeus.
Kendi kabuğunu kendin soyabilirsin, kendi özgürlüğünü kendin dışarı çıkartabilirsin.
İnsan biraz da kendi emeğidir.


Yorumlar
Yorum Gönder