Kadın Sustuğunda Güzeldir

         Rutinlere uyduğumuz güzel bir açılış yaptık. Ben ve kafamın içindekiler. Üstelik az önce kahvaltı edip onları doyurduğum için, sesleri de çıkmıyor. Sabah saat kurmadan uyanmaya bayılıyorum. Üstelik çok da uyuyamadım, gözlerim şişti. Ama yine de isteğimi gece yatmadan önce belirttim. Tam bir saat söylemedim. Sadece sabah namazını kılmak istiyorum dedim. Vakitlice uyandırdı beynim beni sağ olsun. Sonra kalkıp bir şeyler yapmak istemedim. Gözlerim acıyordu uykusuz olduğum için. Dedim yatayım biraz, uyuyamasam bile dinlenirim. Sanırım kısa bir süre uykuya da dalmışım. Sonrasında kalktım ve yürüyüş yaptım. Falan fişman derken kahvaltı sonrası çayımla birlikte yine blogumun başındayım. Her ne kadar biraz tatsız bir telefon konuşması araya girdiyse bile, durmak yok yola devam diyelim.

            


        Dün yeni tanıştığım podcast serisinden iki bölüm attım bugün. Bir tanesi yine Feryal hocanın konuk olduğu "Müslüman Süslüman Çelişkisi" idi. Geleneksel İslam anlayışı çerçevesine sıkışmış kadınların, kendilerini dışarıda, bilhassa sosyal medyada lanse ederlerken çizdikleri portre üzerine bir değerlendirme vardı. Abartılı makyajlar, yapılı ağız burunlar, işlemli kaşlar gözler ve seçilen "buradayım" diye kıyafetler ve baştaki örtüyle vurgulanan bir başka "aidiyet"in çatıştığı yerler üzerine. Bunların tutarsızlığı, uyumsuzluğu işlendi. Fakat, öyle bir tondan işlendi ki burada kadınlar eleştirilmedi. Bayıldığım kısmı buydu. Tabii ki bu tip bir sosyal medya sunumu kişilerin kendi seçimi. Fakat, böyle bir sunum seçtiyse gelen eleştirileri de göğüslemeye hazır olsun. İstediğim gibi taş atarım haddi ve hakkını kimse kendinde bulamaz. Üstelik bu konularda her zaman kadınların tokatlanması ve hizaya sokulması (!) en popüler ve en kolay yöntem. Bu çukura düşülmemeli. Çağımızda bu çukura düşmeyi kolaylaştıran etmenlerden biri sosyal medya kanımca. Sosyal medya ve bilhassa instagramın hayatımıza girmesiyle birlikte, bu mecralarda gördüğümüz "persona"lara, pazardaki domates muamelesi yapılması kolaylaştı. O kendini tezgaha koyduysa, ben de evirir, çevirir çarığı çürüğü var mı bakarım. Varsa söylerim. Mükemmel bir domatesse, ne kadar bayıldığımı da söylerim gibi. Bu dediğim teke tekte, örneğin fotoğrafın altına yapılan yorumlarda, kişilerin yapabileceği geribildirimlerin fütursuzluğuyla ilgili. Konumuz özeline indirgeyecek olursak kadınlar, toplumsal dayatmalara maruz kalma açısından dezavantajlı. Muhafazakar bir erkeği giyim kuşamından ayırt etmemiz mümkün değilken, bir kadın kıyafet tercihleri üzerinden kolaylıkla etiketlenebiliyor. Dolayısıyla, "Müslüman adamsın kardeşim, yakışıyor mu sana böyle oturmak, böyle konuşmak?" diye sormak daha zor, daha nadir. Ama, "Başındaki örtüden utan, böyle makyaj yapılır mı?" diye hesap sormak çok daha kolay. Tarihsel süreç ve toplumsal dinamikler de, "Vurun kaypeye!" yaklaşımını destekliyor pek tabii.  


        Bu podcast bölümünde yapılan, böyle bir okuma değildi elbette. Daha ziyade, toplumsal dinin geleneksel ve çoğu zamanda erkek egemen yorumunun kadınların üstlerinde taşıdıkları dini kimliklerini nasıl biçimlendirdiğine değinildi. Taliban örneğinde, yönetime geldikleri andan itibaren kadının toplumsal görünürlüğüne nasıl ket vurulduğu anlatıldı. Hepsi de çeşitli hadis rivayetlerine, fıkıh yorumlarına dayandırılarak. Aşikar olduğu üzere, kadın kendi temsiliyeti hakkında söz sahibi değil. Ülkemizde ise bazı "muhafazakar" çevreden kadınların, ait oldukları mahallenin normlarıyle çelişen bir kişisel imaja ve dijital görünürlüğe sahip olduklarına değinildi. Sosyolojik bir okuma yaparsak, bu da bir sıkışıklığın içerisinde çığlık atma durumu olabilir. Yeniden pozisyonlama öncesi bir geçiş süreci olabilir. Bazı kavramlarda, temsillerde bir çözülme yaşanıyor olabilir. Belki muhafazakar kimliğin dayatıldığı kadın, dışarıdan bakıldığında abartılı gelen bir sunumla, bir şeylerin öcünü alıyordur. Belki diğer milyonlarca insan gibi o da sosyal medya trendlerine kendini kaptırmıştır. Emin konuşmak için henüz erken. Bir de şu var ki, insan söz konusu olduğunda hiçbir zaman çok kesin konuşamazsın. Gayet fizyolojik bir olgu olan hormonların dünyası bile yeterince kafa karıştırıcıyken, nerede kaldı sosyolojik tespitlerdeki kesinlik. Yalnız bildiğim bir şey var. Süslüman kadın konuşacaksak eğer, bunun kadını, erkeği yok. Siyah sakallı, İtalyan paça pantolonlu, dar t-shirtlü, ya arabasının önünde güneş gözlükleriyle ya da masasında otururken illa ki arabasının anahtarıyla poz veren  "Hayırlı cumalar!" ekolü erkolarımızı da unutmamamız lazım. Kaslı vücutlarıyla abdest alırken, ayak fetişizmi yapanlarını da gördü bu gözler. Bu arada Allah kabul etsin kardeşim!

         

        Ezcümle toplumsal okumanın çıktıları hakkında konuşmak için henüz erken olduğu kanaatindeyim. Biraz daha veri toplmamız lazım. Feryal Hoca konuşmasında, insanların kendileriyle ve bağlı bulunduklarını ima ettikleri değerlerle çelişme özgürlükleri olduğuna inanıyorum. Bununla ilgili bir derdim yok. Sadece bunun farkıdalar mı, farkında mıyız minvalinde birkaç cümle sarfetmişti. Bu biraz durup, dikkatle düşünüldüğünde muazzam bir özgürlük alanı tanıma seviyesi. Gerçekten muazzam. Kendime herhangi bir konuyla ilgili bunu yapabilir miyim diye sorduğumda, cevabından emin olmadım açıkçası. Yani eylemsel olarak veya sözel ifade anlamında yaparım belki ama kafamın içinde yapabilir miyim, bilmiyorum. Büyük büyük analizler yapmadan önce kendi dünyamda bunu düşünmek istiyorum. Müsaadenizle.

Yorumlar

Popüler Yayınlar