Üçüncü Dünya Savaşı Cımbız ve Ayna

         Dün sabaha İsrail'in İran'a füze saldırıları, çok önemli bazı devlet yetkililerinin öldürülmesi haberiyle uyanmıştık.  Bu sabaha da İran'ın verdiği yanıt ve Tel Aviv'deki bazı yıkım görüntüleriyle uyandık. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), Üçüncü Dünya Savaşı, petrol fiyatlarının yükselişi, borsanın çakılışı, altın ve değerli maden fiyatlarının zirveyi görmesi ve diğerleri. Ölümler, yıkımlar, yeniden şekillendirilmeye çalışılan sınırlar. Tüm bu olan biten arasında unutulanlar var. Bir kadının aniden gelen doğum sancısı, bir çocuğun rüzgarda salınan uçurtması, iş başvurusunun olumlu neticelendiğine dair alınan telefon, büyük aileyle yapılan pazar kahvaltısı. Aşk acısı, kalp sızısı, midede uçan kelebekler ve sevinç gözyaşı. Günlük yaşamla, "dünya gündemi"nin çakıştığı yerde sıkışan hayatlarımız. Biz tam olarak neredeyiz? Tarih kitaplarının, kayıt altında tutmaya çok da değer görmediği taraftayız sanırım. Hani Hititler'in tarihini okuruz ve sorarız ya:

_"Ee, halk bir gününü nasıl geçiriyordu?" 

_ "Şey, halkı tam bilemiyoruz da. İsterseniz size sarayda yapılan kral yemini töreninden bahsedelim."




        Biz sıradan (!) vatandaşların, tarih yazımı söz konusu olduğunda kıymet-i harbiyemizin olmadığı ortada. Bunu daha yaşarken görüyoruz zaten. Faili olmadığımız yıkımların bedelini ödüyoruz. En çok da umutsuzlukla. Sadece insanlar olarak ödemiyoruz bu bedeli. Ağaca, taşa, toprağa, suya, kurda, kuşa da bedel ödetiyoruz. Ve tarih kitaplarında ancak, belirli bir tarihte, belirli taraflar arasında yaşanan, belirli bir olayın rakamsal karşılığı olarak yerimizi alıyoruz. "Dün yaşanan elim faciada x kişi yaşamını yitirdi. Ölenlere Allah'tan rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyoruz." Güzel haberler de var canım. Mesela, "Yeni Zelenda'da 7.3 şiddetinde deprem oldu, can ve mal kaybı yok." 

        Aklınıza umutsuz olduğum gelmesin. Ortada ismimiz cismimiz olmasa bile, bir istatistiğin kıyısında köşesinde de olsak, güzel haberlerin parçası olmak için yapabileceğimiz şeyler var. Bilhassa böyle zamanlarda, yani evimin dışındaki acıların, koltuğumda otururken yüreğimi sıkıştırdığı zamanlarda kendime hatırlatıyorum. İyi insan ol, daha da iyi bir insan ol. İşini iyi yap. Hangi işi mi? Elimdeki işi. Önümdeki işi. Yemek yapıyorsan, sağlıklı malzemelerle, sevgiyle, lezzetli bir yemek pişir. Kitap okuyorsan, koy telefonu kenara. Tüm dikkatini ver. Ne öğrendin o kitaptan bak. Yeni bir kelime mi, yeni bir bakış açısı mı, hiç tanımadığın bir coğrafya hakkında yeni bir bilgi mi? Kendine bir şeyler kat. Zenginleştir kendini. Kapta ne varsa, dışarı o sızar. Batan tankerlerden denize sızan petrol atığı gibi olma. Zehirleme etrafını. Yeşer ve yeşert. Milyonları etkilemeyebilirsin ama çevrendeki o beş kişiye güzel şeyler kat, ilham ol. Her insan yaşamı biricik. Her nefes alış veriş yegane. Hep gülmeyeceksin. Sahici insan ol. Hüznünü, yasını yaşa ama bunun seni ümitsizliğe sürüklemesine izin verme. Eylem kabiliyetini yitirme. Değerlerine sahip çık. Başarılarının, kadim anlatılarda aktarılan, kapsayıcı, yapıcı evrensel değerlere uyumluluğunu kontrol et. Dalai Lama'nın dediği gibi: "Bu dünyanın daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok. Aksine bu dünyanın acilen her türden barışçı, iyileştirici, onarıcı, öykücü ve sevgi dolu insanlara ihtiyacı var." Bozgunculuğa ve fesada en azından kendi hayatında izin verme. Hayata yapıcı şekilde katkı sunmanın, onurlu ve erdemli davranışın ilkelerini öğren. Bunları takip et. İşine, gücüne bak. Ben kimim ki diye düşünme. Kısa günün getirisine odaklanma. Vizyonunu genişlet. Yaptığın yanına kâr kalmayabilir belki ama yarına kâr kalır. İnsan, ömründen ibaret değildir. Bıraktığın iz seni yaşatır.




Ve akıl sağlığına sahip çık. Dünyadaki "sıcak" gelişmeleri an be an takip etmen seni daha duyarlı bir insana dönüştürmeyecek. Aksine mental olarak yorgun düşeceksin. Makul derecede haberdar olman yeterli. "Kendime her gün şunu öğütlüyorum; "Sen kendi işini yap". Geri kalan ve büyük şeylerin bizden gizlenmiş kaderleri vardır." 

Mektuplar- Martin Heidegger- Hannah Arendt

Evet, nerede kalmıştım? Çamaşır makinesini açayım. Kirlenenler, temizlensin. Akıl ve beden sağlığınızın yerinde olması temennisiyle.

Yorumlar

Popüler Yayınlar