Yapılacaklar Listesiyle Aranız Nasıl?
Kafasında yapılacaklar listesiyle dolaşan biri olarak, hayatımın belirli bir dönemini sıkışıklık hissiyle geçirdiğim doğrudur. O listedeki işlere tik atmak için bir türlü harekete geçemediğim zamanlarda, kendimi suçlayan bir iç sesle dolaşıyordum. Dışarıdan bakanın halimi anlaması mümkün değildi. Fakat ben, o bık bık konuşan sesle birlikte, huzursuz, suçlu ve pişman hissederek geçiriyordum tüm günü. Sofraya çok sevdiğin bir yemek gelmiş ama sen grip olduğundan yemeğin tadını alamıyorsun gibi. Sofrada yemek var olmasına var ama sende ağız tadı sıfır. Zamanla hem bu yargılayı iç sesi yönetmekte, hem de yapılacaklar listemi başarıyla gerçekleştirmekte bayağı yol katettim. Yol katettim diyorum çünkü daha gidilecek yolum var. Hâlâ tökezlediğim anlar oluyor. Ama çok şükür ki, eskisi kadar sık değil ve eskisi kadar yıkıcı değil. Şimdi sizinle bu aşamaya gelmek için neler yaptığımı paylaşayım.
- 1, 0'dan büyüktür kafasına gel. Önceden bir şeyi hem çok güzel, hem de tamı tamına yapmam gerektiğine inanıyordum. Aslında bu inancımda değişen bir şey yok. Sadece, o işi artık bir oturuşta çok güzel ve tamı tamına yapmam gerektiğine inanmıyorum. Bu kısıtlayıcı kalıbı kırınca bir rahatlık geldi ki, sormayın gitsin. Resmen kendi kendime inatlaşıyormuşum. Ya, nasıl olsa bugün bitmesi mümkün değil diye başlamıyordum. Ya da, çok yorulsam bile ısrarla devam ediyordum ve sonunda tükeniyordum. Ortaya tatmin edici bi sonuç da çıkmıyordu. Şimdi ise bugün, bu önemli iş için muhakkak bir şey yap diyorum. Ama bugün olsun. Ve yaptığın şey ufak bile olsa çok güzel olsun. Arkası yarın.
- İşlerini kendi yaşam koşullarına göre planla. Başkası şu kadar günde şu kadar kitap okuyormuş, bir saatte üç kap yemek çıkartıyormuş. Boş laflar bunlar. Herkesin gün içerisinde zaruri şekilde yapması gerekenler farklı. Önceliklerimiz çok değişken. Önceden onun, bunu neyi, nasıl yaptığına dair aldığım duyumlardan etkilenirdim. Ben niye şunu, şu zamana kadar bitiremedim; şu konu benim bu işi yapmama engel oluyor diye hayıflanırdım. Şimdi ise zerre umursamıyorum. Söz gelimi, benim için evde yemek pişirmek önemli. Ne yediğimi, o yemeğin nasıl pişirildiğini bilmek istiyorum. Kendimi bu şekilde hem fiziksel, hem mental olarak daha sağlıklı hissediyorum. Bir başkası ise sürekli dışarıdan yemek sipariş ederek, aynı işi benim tamamlayacağım sürenin yarısında bitirebilir. Özel durumlarda yemek sipariş etmek dünyanın sonu değil elbette. Fakat, bir tutum olarak dışarıdan yemek sipariş etmek, benim için sürdürülebilir değil. Sürdürülebilir değilse, umurumda da değil. İş planı, kişiye göre olmalı. Kendini tanı, şartlarını bil. Yoğurdunu afiyetle ye. Başka yiğitler de nasıl isterlerse öyle yesinler.
- Yapılacaklar listen bambu ağacı gibi olsun. Planlarımı kaskatı değil, esnetilebilir şekilde dizayn ediyorum. Söz gelimi bir yerden, bir yere gidip iş halledeceksem, trafik yoğunluğu için pay koyuyorum. Bir araştırma yaparken konu beni başka bir yere sürüklemişse, buradan bir şeyler çıkar mı diye bakınma hakkını kendime tanıyorum. O gün sabah kalktığımda fiziksel olarak mı, mental olarak mı daha güçlü hissettiğime bağlı olarak, temizlik günü ile, bilgisayar başında çalışma gününün yerlerini değiştirebiliyorum. Çok katı olursan, çok kırılgan olursun. Esneklik ise çat diye kırılmadan, yeniden doğrulmana imkan tanıyor.
- Bazı işler anayasanın ilk dört maddesi gibidir. Değişmez, değişmesi dahi teklif edilemez. Hiç şaşmayacak şeyler vardır. Çocuğunu hafta içi her sabah okula bırakır ve çıkış saatinde alırsın gibi. Bu tip durumları değiştiremezsin. Geçmişte, bu tarz sorumluluklarla kavgaya tutuştuğum anlar oldu. Artık sorgulamıyorum bile. Bu hayatımın bir gerçeğiyse eğer, konu kapanmıştır. "Kabul et, rahat et" durumu. Aksi takdirde, Donkişot'un değirmenlerle savaşı gibi, boşa kılıç savurup kendimi harap edeceğim. Değer mi?
- Rutin, hayat kurtarır, enerjini korur. Araştırmalara göre, günlük hayatımızın yüzde kırkını alışkanlıklarımız yönetiyor. Bunların arasında sadece iyi olanlar yok. Kötü olanlar da var. Doğal olarak ne kadar iyi, lehimize olan alışkanlıkları yaşamımıza dahil edersek, o kadar kolay bir günlük akışımız olur. Bazı işleri yapmanın belirli zamanları ve yerlerinin olması, bir süre sonra beynin o işe yapmaya hazır olmak için daha az enerji harcamasını sağlıyor. Belirli bir süre tekrardan sonra, beyin artık ne yapacağını biliyor. O işe başlamak da, bitirmek de çok daha kolay oluyor. Tam da bu enerji tasarrufu sebebiyle, rutinlere bayılıyorum. Ayrıc,a rutinler çok konforlu. Her seferinde onca şeyi yeniden düşünmek zorunda kalmıyorsun. Bu madde yapacağım işleri başarıyla tamamlama yolculuğumda -şu dönem itibariyle- bana en çok hizmet eden madde. Kendimi verimli rutinler oluşturma ve bunlara sadık kalma konusunda geliştirmeye çalışıyorum.
- Emir, demiri keser. Hayatta her zaman olağanüstü durumlar olabilir. Bazı kişilerin, konuların önem sırası tartışılmazdır. Hayatımızın akışını kesintiye uğratabilecek herhangi olumsuz bir durumu anmak istemiyorum. Tatlış bir örnek verecek olursam, çocuğunuzun ilk karne heyecanı derim. Söyleyin bakalım, mümkün mü kaçırmak?
...


Yorumlar
Yorum Gönder